Posts Tagged: baris bicakci

"

Anneme giderken onlara Eukleides’ten söz etmeye başladım. Geometrisinin temelini oluşturan beş aksiyomunu anlattım. Beşinci üzerine yapılan tartışmalara değindim, konuyla ilgilenmiş birkaç büyük matematikçinin adını andım ve gelip Eukleides’çi olmayan geometriye dayandım çünkü hiçbir şey göründüğü, hatta yaşandığı gibi değil!

Her şey hatırlandığı gibi.

"

- Barış Bıçakçı’nın Aramızdaki En Kısa Mesafe adlı öyküsünden.. 

"Geçen yıl amcamın yazlığında küçük bir kız tanımıştım. Beş altı yaşlarında, siyah saçlı, pörtlek gözlü, kamburca bir kızdı. Belki terlikleri ayağından çıkmasın diye, belki de başka türlüsünü beceremediğinden, leylek gibi yürüyordu. Kapkara bir leylek. Çok sevimliydi. Bir iki kez konuşmaya, onu güldürmeye yeltenmiştim ama bana pek yüz vermemişti. Bir öğleden sonra sahilde oturmuş kitap okurken koşarak önümden geçtiğini gördüm, biraz ileride durup geri döndü ve “Biliyor musun,” dedi nefes nefese, “Emre’nin ayağına denizkestanesi battı!” “Öyle mi!” dedim, onun hoşuna gideceğini düşündüğüm şaşkın bir yüz ifadesi takınarak, “Peki şimdi nerede?” “Ayağında!” diye bağırdı çın çın, sonra da koşarak uzaklaştı. Ah, öznelerin farklılığı öldürecek beni. O zaman çok güldürmüştü ama şimdi öldürecek. Herkesin cümlesi aynı bile olsa öznesi farklı. Ve gramer hiçbir işe yaramıyor. Gravyer bile daha iyi olabilir. Demek istediğim, özne hiçbir zaman ben olamadım. Özne hep bir denizkestanesiydi."

- Veciz Sözler, Barış Bıçakçı

"hadi size bir genelleme daha, bir insanı anlamak için onu sevmek gerekir. Peki ama sevmek için ne gerekir? İşte tam bu noktada nedensizliğin arsız kuşları üzerinize pisler. Ciddiyim, bir de bakmışsınız, seviyorsunuz. Biri çıkar karşınıza, balkon yıkamanın çok güzel bir şey olduğunu söyler, seversiniz. Bir başkası çıkar, çocukluğundan beri bir gülümsemenin dudaklardan, yüzden nasıl silindiğini takip ettiğini söyler, seversiniz. Bütün çocukların okuldan koşarak çıktığını fark edip etmediğini sorduğunuzda, “Evet, üstelik kışın, paltolarını giymeden yalnızca kapşonlarını başlarına geçirip öyle koşarlar.” yanıtını veren genç bir kadını, güzel domates kesen orta yaşlı bir adamı, Oktay Rifat’ın “Bir Uykuda” şiirini çok seven birini, ispirto ocağını cezvesini ve fincanını yanından ayırmayan bir kahve tiryakisini, kızının saçlarını tarayan bir babayı, “bal kavanozu” diyemeyip “bal kavanözü” diyen bir anneyi, herkesi herkesi sevebilirsiniz. İnsan sevilecek bir canlıdır. Gezegenimizdeki en güzel şeydir."

- Veciz Sözler, Barış Bıçakçı